Bitkilerden Gelen Lezzet: Soya Sosu

Soya sosu nedir?

Soya sosu, fermante edilmiş bir sostur. Haşlanmış soya fasulyesi, kavrulmuş tahıllar, tuzlu salamura suyu ve bir tür mantar püresinin, 18 aya kadar fermente edilmesi neticesinde elde ediliyor. Tam bir protein kaynağı olan soya sosu, bir çorba kaşığında sadece 11 kalori içermesi, yağ ve kolesterol barındırmaması sayesinde sağlıklı beslenenlerin tercih ettiği bir sos. Bir baklagil türü olan soya, günümüzde özellike et ve süt ürünlerine alternatif olarak kullanılmaktadır.

Soya sosu, oldukça tuzlu bir yapıya sahiptir. Uzakdoğu ülkelerinde milattan önceye dayanan bir tarihi vardır. Kore, Çin ve Japonya kültürlerinde önemli bir yere sahiptir. O yıllarda oldukça pahalı bir baharat olan tuza alternatif olarak geliştirilmiştir. Özellikle kıtlık yaşanan dönemlerde, soya soslu yiyecekler, vücudun tuz ihtiyacını karşılaması amcayla tercih edilmiştir. 1700’lü yıllarda Hollandalılar aracılığı ile Avrupa’ya, oradan da tüm dünyaya yayılmıştır. Bugün kullanım alanı Uzakdoğu mutfağı ile sınırlı değildir. Soya soslu tarifler, farklı lezzetler arayanların bir numaralı tercihleri arasında yer almaktadır.

Soya sosunun faydaları nelerdir?

Soya sosu, yüzyıllardır pek çok ülkenin mutfağında adeta demirbaş haline gelmiş bir ürün. Soya soslu yiyecekler, sadece lezzetleri yüzünden değil, aynı zamanda sağlıklı olmaları sebebi ile de tercih edilmektedir.

Singapur Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, bu lezzetli maddenin antioksidan yapısını ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, soya sosu en az kırmızı şarap kadar antioksidan özelliğe sahip. Aynı zamanda bol miktarda laktik asit içeriyor. Soya soslu yiyeceklerin anti alerjin özelliği de oldukça yüksek.

İçerdiği riboflovin, göz yorgunluğunu alır, kataraktın önlenmesi ve tedavisinde oldukça etkili bir maddedir. Vücutta çok sayıda kimyasal reaksiyona girerek antikorlar üreten B6 vitamini içermesi sayesinde pek çok hastalığa karşı koruma sağlar. B6 vitamini, kandaki hemoglobin sayısının düşmesini engelleyerek anemiyi, egzama türü cilt rahatsızlıklarını, yorgunluk hissini engeller; kalp-damar hastalıklarına karşı koruma sağlar. B3 vitamini olarak da bilinen niasin ise, kolesterolü düşürmede etkili; panik atakları azaltmada yardımcıdır.

Soya sosu, vücudumuz için gerekli olan mineralleri de barındırır. Vücudumuzda bulunan ve enerji gerektiren bütün metabolik olaylarda enerji dönüşümünü gerçekleştiren bir katalizör görevi yapan magnezyum, bunlardan biridir. Eksikliği; enerjisiz kalmaya, kronik yorgunluğa yol açar. Magnezyum, ayrıca, stresi azaltır; kalp sağlığı için yararlıdır.

Yine soya sosunda bulunan bakır minerali de kemiklerimiz ve vücut dokusunun yenilenmesi için gerekli olduğu gibi kanın pıhtılaşmasında da rol oynar. Karaciğere faydalıdır. Bakır gibi manganez de bağ dokularının ve kemiklerin güçlenmesi için faydalıdır. Ayrıca, vücuttaki proteinin sentezlenmesini sağlayarak enerji oluşumuna olanak verir.

Bağışıklık sistemini güçlendiren; çocukların büyüme ve gelişiminde rol oynayan demir de soya sosunun içerdiği bir başka yararlı mineraldir. Vücudumuzda her hücrede bulunan fosfor da, yine, soya sosunda bolca bulunur. Canlılar için vazgeçilmez olan fosfor, kemik ve diş oluşumunda rol oynar; dokuların onarılmasında ve çocukların büyümesinde gerekli olan protein sentezinde de etkilidir. Fosfor, karbonhidrat ve yağların vücudumuz tarafından kullanılmasına yardımcı olur.

Soya sosunun fermantasyon sürecinde proteinlerin ve karbonhidratların çözülmeleriyle açığa çıkan bileşenleri; bağışıklık sistemini, sindirim sistemini ve kardiyovasküler sistemi destekler. Bağışıklık sistemi için yararlı olduğunu kanıtlayan araştırmalar vardır. Ayrıca, soya sosunun Tip 2 Diyabet’i önleyici etkisi olduğunu gösteren ön çalışmalar da yapılmıştır. Ancak bu yöndeki araştırmalar devam ettiğinden henüz kesin sonuçlara ulaşılamamıştır.

Soya sosunun zararları nelerdir?

Soya sosu ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir nokta ise içerisindeki tuz miktarı… Bu lezzetli sosun bol miktarda tuzlu olduğunu unutmamak gerek.

Soya sosu, içerdiği yüksek sodyum nedeniyle tansiyon ve kalp-damar sağlığı için sorun teşkil edebilir. Bu nedenle tuz yememesi gerekenler, soya sosundan da uzak durmalıdır. Her ne kadar soya sosundaki sodyumun normal sofra tuzundan farklı olduğuna dair teoriler ortaya konmuşsa da araştırmalar, henüz, soya sosunun “tuz” kaynaklı risk faktörü olabileceği gerçeğini ortadan kaldırmaya yetecek düzeyde değildir.

Soya alerjisi ise bir çeşit gıda alerjisidir. Yaygınlığına dair bir araştırma yapılmamıştır ama çocuklarda, yetişkinlere oranla daha sık görülür. Hayati tehlike oluşturabilecek gıda kaynaklı alerjik reaksiyonların önemli bir kısmıyla ilişkilendirilmektedir. Soya alerjisi, soya alındıktan sonraki ilk birkaç dakikayla birkaç saat arasında belirti verir. Genellikle ağızda kurdeşen ve kaşıntı şeklinde kendini gösterir. Nadir durumlarda ise ciddi hayati tehlikelere yol açabilecek semptomlar verir. Bu vakalar, daha çok astım rahatsızlığı olanlarda ve zaten diğer bazı gıdalara karşı da alerjik reaksiyon gösteren kimselerde gerçekleşir.

Yaygın olarak görülen hafif alerjik reaksiyonlar; ağızda karıncalanma, kurdeşen, cildin kaşınıp pul pul dökülmesi şeklinde gerçekleşen egzama, dudak, dil, boğaz, yüz veya vücudun herhangi bir bölgesindeki şişme, hırıltılı ve/veya zor nefes alma, burun akıntısı, karın ve mide ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ciltte kızarıklıklar olarak ortaya çıkar. Soya veya soyalı ürünü tükettikten sonra bu gibi belirtiler görürseniz doktora danışmalısınız.

Nadir görülen ve hayati tehlikesi olan durumlardaysa boğazda şişkinlik ve yumru oluşur; nefes almak zorlaşır. Tansiyon aniden düşüp kişi, şoka girebilir. Nabız artar; baş dönmesi, sersemlik hissi ve bilinç kaybı yaşanır. Böyle durumlarda acilen tıbbi yardım alınmalıdır.